“Başkanların Gözüyle”

“Başkanların Gözüyle”

“Başkanların Gözüyle”

ASÜD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı:

“Türkiye dünyada dokuzuncu, Avrupa’da üçüncü en büyük çiğ süt üreticisidir” 

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD), süt sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından, ambalajlı süt ve süt ürünleri sanayinin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamak, tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara sanayi vizyonuyla çözümler üretmek amacıyla 2009 yılında kurulmuştur. Ülke genelinde süt ve süt ürünleri değer zincirinde faaliyet gösteren üyelerimizin sayısı 150’ ye yaklaşmıştır.

Derneğimizin ana misyonu, hangi büyüklükte olursa olsun, ülkemizde faaliyet gösteren ve gelişmeyi amaçlayan sektör kuruluşlarıyla birlikte, sektörün sürdürülebilir büyümesini desteklemek ve halkımızın beslenme ihtiyaçlarını “güvenilir gıda” şartları içinde karşılayan üretim zincirinin oluşmasına katkı sağlamaktır.

Türkiye sütçülük sektörünün çatı örgütü Ulusal Süt Konseyi’nde, Sanayici Alt Grubu ASÜD tarafından temsil edilmektedir. Derneğimiz, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) üyesidir.

Süt, ülkemizde üretilen tarımsal ürünler içinde en yüksek üretim değeriyle hep ilk sıralarda yer almıştır. Ülke ekonomisine sağladığı katma değer ve kırsal kalkınma açısından son derece önemli bir alt sektördür. Türkiye’de kırsal kalkınmanın temeli süt hayvancılığıdır diyebiliriz. Geçen yıllarda ülkemizin toplam çiğ süt üretimi 23 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Son yıl bu rakam biraz düşmüş olsa da ülkemiz üretmiş olduğu çiğ süt miktarıyla dünya liginde önemli bir oyuncudur.

Sığır varlığımız son 10 yılda yüzde 50 ye yakın artarken sağılan inek sayımız ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 60 oranında arttı. Hayvan sayımıza paralel olarak toplam süt üretimimizi yine son 10 yılda yüzde 70 civarında artırdık. Dünyada dokuzuncu büyük çiğ süt üreticisi olan Türkiye, Avrupa’nın üçüncü en büyük süt üreticisidir. Yine Avrupa’da sığır varlığında, koyun varlığında ve koyun sütü üretiminde de ilk sıralarda yer alıyoruz.

100’den fazla ülkeye süt ürünü ihracatı

Ülkemiz özellikle Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Körfez Bölgesi başta olmak üzere Amerika kıtasından Uzak Doğu ülkelerine kadar oldukça geniş bir coğrafyaya süt ve süt ürünleri ihraç etmektedir. Bugün sektörümüz 100’den fazla ülkeye süt ürünü ihracatı yapmaktadır. Avrupa Birliği tarafından tescilli, ihracat yapma yeterliliğine sahip 38 işletmemiz var. Benzer artış oranlarını süt sanayimizin üretmiş olduğu süt ürünlerin miktarı ve çeşitliliğinde de de görüyoruz.

Maalesef üretim miktarı ve kalitede artan başarımızı ihracatımıza yansıtamıyoruz. Yıllardan beri ihracatta dünya liginde otuzlu sıralarda yer alırken, bu yıl kırklı sıralara gerileyeceğimiz görülüyor. Çünkü 2023 yılında artan üretim maliyetlerimiz nedeniyle dünya fiyatlarının çok üzerinde kaldık. İlave olarak 2022 ve 2023 yılında devletimizin uygulanan ihracat kısıtları ve yasaklar nedeniyle dünya genelindeki birçok pazardan geri çekildik.

İhracatımız geçen yıl 573 milyon dolar iken, bu yıl ilk 10 ayda 275 milyon dolar oldu. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 46’lık bir düşüş söz konusu. En büyük ihracat kalemimiz geçen yıllarda süt tozu ve peynir altı suyu tozuyken, küresel fiyatların aşırı gerilemesi, ihracata gelen kısıtlamalar ve maliyetlerimizin yüksekliği nedeniyle bu kalemlerde büyük oranda düşüşler oldu. Bu yılki ihracatımızın yarısını peynir çeşitleri, yüzde 23’lük kısmını da dondurma oluşturuyor.

İç pazara bakacak olursak, tüketicimizin alım gücü giderek düşüyor. Süt ve süt ürünlerin tercih edilirliği azalmaktadır. Bu olumsuz durum başta sanayicimiz olmak üzere çiftçimize kadar yansımaktadır. Artan maliyetler ve arz talep dengesinin bozulması sonucu oluşan fiyat belirsizlikleri yüzünden çiftçimiz her geçen gün üretimden çekilmektedir. Süt ve süt ürünleri sektöründeki daralma et sektörüne de olumsuz yansımaktadır.

Türkiye büyük bir çiğ süt üreticisidir. Fakat sütü yeteri kadar tüketen bir millet değil. Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda kişi başı içme sütü tüketimi 80 litrenin üzerindeyken, ülkemizde kişi başı tüketimin 40 litre seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir. Kişi başı tüketimimizi artırmamız gerekiyor. Öte yandan ülkemizde süt sanayicilerimizin toplayarak işlediği ve pazarladığı sütten daha fazlası kayıt dışı olarak pazarlanmaktadır. Ülkemizde üretilen sütün maalesef yarısını sanayide işliyoruz. Kalan kısım tamamen kayıt dışı olarak, sokak sütü, açıkta satılan peynir, tereyağı vb. formunda tüketiciye ulaşıyor. Denetimsiz olarak tüketicinin sofralarına ulaşan ürünler sağlık açısından son derece riskli.  Kayıt dışı ve denetimsiz olarak tüketiciye ulaşan süt ve süt ürünlerinin doğal ya da organik adı altında pazarlanması her şeyden önce kamu sağlığı açısından büyük tehdit.  Bu nedenle öncelikle kamu idaresi bu konuda bir hassasiyet göstererek kayıt dışı, gıda güvenliği şartlarından uzak, açıkta satılan bu sütleri kayıt altına almak için kuralları belirlemelidir.

Ülkemizde yem fiyatlarındaki yükseklik, üretim maliyetlerindeki payına oranla üreticimizi en çok zorlayan unsurdur. Buna bağlı olarak çiğ süt fiyatında yaşanan artışlar doğası gereği raftaki ürüne yansıyor. Hiçbir aile, hiçbir çocuk sütten mahrum bırakılmamalı. Vatandaşlarımızın kaliteli, besleyici ve lezzetli ürünleri en erişilebilir fiyatlarla tüketebilmesi oldukça önemlidir. Süt üreticilerimizin maliyetlerindeki en ufak artış market raflarına, pahalı ürün olarak yansıyor. Sürdürülebilir bir hayvancılık, süt, et için sorunu kaynağında çözmek, kamu marifetiyle üreticilerimize sabit fiyattan yem temini gibi üreticilerimizin maliyetlerini düşürecek tedbirler alınması gerekmektedir.

Sektörümüzün gelişimi, çiftçimizin hak ettiği gelir seviyesine ulaşabilmesi, sanayicimizin ihracat potansiyelini geliştirebilmesi için kısa vadeli, günü kurtaran politikalardan vaz geçilmelidir. Hayvancılık politikaları tüm tarafların görüşleri alınarak uzun soluklu olarak belirlenmeli ve kamu tarafından denetlenmelidir.

Close