ÜLKEMİZDE KIRMIZI ET ÜRETİMİNDE OLUŞAN YÜKSEK MALİYETLER VE YAPISAL SORUNLAR
Türkiye’de süt sanayinin gelişimiyle birlikte kamu politikaları uzun yıllardır süt hayvancılığını öncelikli olarak desteklemiştir. Et sanayisinde bazı ilerlemeler kaydedilse de, süt üretimine verilen yapısal öncelik korunmuştur. Bu yaklaşım, hem süt hem de et üretimini birbirine bağlı bir sistem içinde ele almayı amaçlamaktadır.
Destek Politikalarının Etkileri
Süt hayvancılığının pozitif ayrımcılıkla desteklenmesi, sektörün genel verimliliği açısından önemlidir. Ancak bu sistemde çiğ süt fiyatlarının çeşitli gerekçelerle baskılanması, hem süt hem de kırmızı et üretimini olumsuz etkilemiştir. Özellikle son yıllarda süt üreticisi çiftlikler, çiğ süt satışından elde ettikleri gelirle üretim maliyetlerini karşılayamaz hale gelmiştir. Bu durum, anaç hayvanlardan elde edilen yavru buzağıların (besiye alınan genç hayvanlar) dünya piyasa ortalamasının yaklaşık üç katı fiyatla besihanelere satılmasına yol açmıştır.
Maliyet Yapısındaki Bozulma
Kırmızı et üretim maliyetleri içinde besi materyali (genç hayvan) normal şartlarda yaklaşık %30 paya sahip olmalıdır. Ancak yavru hayvan fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle bu oran %70’lere kadar yükselmiştir. Sonuç olarak, karkas (kesim sonrası karkas) maliyeti, toplam üretim maliyetlerinde gereksiz yere en büyük payı oluşturmaktadır.
Bu durum bir kısır döngü yaratmaktadır: Süt üreticileri, çiğ süt gelirinin yetersizliği nedeniyle tali ürün olan buzağıları daha yüksek fiyattan satmak zorunda kalmaktadır. Bu da kırmızı et üretiminin temel girdisini pahalılaştırmaktadır.
Perakende Fiyatlardaki Tutarsızlık
Çiğ süt fiyatları baskılanırken, perakende tarafta benzer bir düşüş yaşanmamıştır. Güncel verilere göre ortalama 23 TL’den alınan çiğ süt, bir miktar yağı alındıktan sonra marketlerde 70-80 TL/litre seviyesinde tüketiciye ulaşmaktadır. Bu fark, zincirdeki verimsizliğin ve yapısal sorunların bir yansımasıdır.
Önerilen Çözüm ve Beklenen Sonuçlar
Temel çözüm, süt üreticisi çiftliklerin çiğ süt satışından yeterli geliri elde ederek giderlerini karşılaması ve sürdürülebilir bir geçim sağlamasıdır. Bu sayede aynı tesislerde üretilen ham buzağılar, çok daha uygun fiyatlarla besi kurumlarına satılabilecektir.
Bu yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi durumunda:
- Perakende işlenmiş süt fiyatlarında önemli bir değişiklik beklenmez.
- Kırmızı et üretim maliyetleri düşer ve dünya fiyatlarıyla rekabet edilebilir hale gelir.
- Kırmızı et üretimi ciddi oranda artar, hem arz güvenliği sağlanır hem de fiyatlarda istikrar ve düşüş gözlenir.
Sonuç Türkiye’de kırmızı et sektöründeki yüksek maliyetler, büyük ölçüde süt ve et üretiminin entegrasyonundaki yapısal dengesizlikten kaynaklanmaktadır. Çiğ süt fiyatlarının maliyetleri karşılayacak seviyeye getirilmesi, buzağı piyasasının dengelenmesi ve bütüncül bir hayvancılık politikasının oluşturulması, hem üretici hem tüketici açısından sürdürülebilir bir çözüm sunacaktır.
ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı
Ahmet Yücesan