YÜSAD Yönetim Kurulu Başkanı/ Metin Akman

YÜSAD Yönetim Kurulu Başkanı/ Metin Akman

YÜSAD Yönetim Kurulu Başkanı/ Metin Akman

“Kabuk Kırılıyor: Değer Zincirinde Yeni Strateji “ Yumurta sektöründe artık mesele üretim artışı değil; üretimin yarattığı katma değer
niteliğidir. Güçlü olmak yetmez, yapısal olarak doğru konumlanmak gerekir.

Küresel yumurta üretimi son 60 yılda %557,8 artar 87 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu büyüme dağınık bir yapı içinde değil, konsolide bir modelle gerçekleşmektedir. Bugün dünyada ilk 10 ülke toplam üretimin yaklaşık%70’ini gerçekleştirmektedir. Ölçek büyümekte, oyuncu sayısı azalmakta ve rekabet daha stratejik bir zemine taşınmaktadır.

Türkiye, Avrupa’da üretim liderliğini sürdürmektedir. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 1,2 milyon tonluk üretim hacmiyle bölgesel ölçekte güçlü bir konumdayız. Ancak üretim liderliği tek başına yeterli değildir. Bu üretimin ne kadar sürdürülebilir ne kadar katma değerli ve ne
kadar dirençli olduğu asıl belirleyici unsurdur.

Son dönemde yaşanan kuş gribi vakaları, üretimin belirli illerde yoğunlaşmasının beraberinde getirdiği kırılganlığı açık biçimde göstermiştir. Afyon, Konya, Manisa gibi üretim merkezlerinde yaşanan dalgalanmalar, arz tarafında yapısal risk yönetiminin önemini ortaya koymuştur. Üretimde ölçek avantajı kadar coğrafi risk dağılımı da stratejik bir başlık haline gelmiştir.

İhracat verileri de dikkatle okunmalıdır. 2019 yılında 275 bin ton seviyelerinde olan ihracatımızın 2024 yılında 198 bin ton seviyelerine gerilemesi, yumurta ürünleri, ürün çeşitliliği ve dış ticaret stratejimizin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Sektörümüz açısından en kritik eşik ise katma değerli üretim oranıdır. Türkiye’de toplam üretimin çok büyük kısmı sofralık yumurta olarak pazara sunulmaktadır. Oysa gelişmiş ekonomilerde işlenmiş yumurta ürünlerinin payı Türkiye ye oranla daha yüksektir ve bu durum arz, talep esnekliğini arttırdığı gibi, piyasa dengelerini daha yönetilebilir kılmakta, fiyat istikrarını sağlamaktadır.

İşlenmiş yumurta ürünleri, sektörün yapısal kırılganlığını azaltabilecek stratejik bir araçtır. Bu ürünler arz ve talep esnekliğini artırarak dönemsel dalgalanmaların etkisini yumuşatır ve fiyat istikrarının oluşmasına katkı sağlar. Uzun raf ömrü sayesinde stok yönetimini kolaylaştırır, lojistik planlamada esneklik yaratır ve özellikle uzak ihracat pazarlarına erişimi mümkün kılar. Aynı zamanda gıda sanayi ile güçlü bir entegrasyon oluşturarak sektörü yalnızca birincil üretim alanı olmaktan çıkarır, katma değer üreten bütünleşmiş bir sanayi yapısına dönüştürür. Bu dönüşüm gerçekleşmeden kalıcı fiyat dengesi ve sürdürülebilir ihracat gücü sağlamak mümkün değildir.

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde toplam üretimin yüzde 85’inin yaklaşık 30 üretici tarafından gerçekleştirileceği öngörülmektedir. Konsolidasyon artık bir ihtimal değil, somut bir gerçekliktir. Bu dönüşüm ölçek ekonomisi yaratırken, aynı zamanda rekabet yapısının sağlıklı korunmasını da zorunlu kılmaktadır. Güçlü bir sektör yapısı, dengeli bir rekabet ortamıyla mümkündür.

Kuluçkalanmış yumurta ekonomisi de sektörün yeterince değerlendirilmemiş alanlarından biridir. İnsan tüketimine uygun olmayan bu yumurtaların, endüstriyel yumurta olarak kullanımı, yemlik yumurta tozu ve pet food pazarı gibi alanlarda önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Diğer yandan Endüstriyel yumurtaların gıda sektöründe kullanımının önüne geçilmesi, izlenebilirliğin sağlanması, gıda güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir.

Önümüzdeki dönemde Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uygulamalar rekabet koşullarını yeniden belirleyecektir. Karbon ayak izi, su kullanımı, hayvan refahı ve izlenebilirlik artık yalnızca etik bir tercih değil, ticari bir zorunluluktur. Sürdürülebilirlik raporlaması ve veri temelli yönetim anlayışı sektörümüz için kaçınılmaz hale gelmiştir.

Yumurta sektörü; açlıkla mücadele, sağlıklı beslenme, sorumlu üretim ve iklim eylemi başlıklarında küresel ölçekte güçlü katkı sunabilecek bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin açığa çıkması için üretim artışı değil, yapısal derinlik gerekmektedir.

Yeni dönemin anahtarı nettir: veri temelli karar alma, dijitalleşme, katma değerli üretim artışı, risk yönetimi, pazar çeşitlendirmesi ve karbon uyumlu bir üretim modeli.

Yumurta sektöründe kabuk artık kırılmaktadır. Bu kırılma bir zayıflama değil; doğru yönetildiğinde güçlü bir dönüşüm fırsatıdır.

2026 yılı, sektörümüz için yalnızca üretim hedeflerinin konuşulduğu bir yıl değil; yeni dengeyi kurma yılı olmalıdır. Güçlü üretimi stratejik akılla birleştirebildiğimiz ölçüde, fiyat istikrarı, ihracat gücü ve küresel rekabet avantajı kalıcı hale gelecektir.

Tüm paydaşlarımızla birlikte; daha bütüncül, daha katma değerli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir sektör yapısını inşa edeceğimize inanıyorum.

YÜSAD Yönetim Kurulu Başkanı
Metin Akman

Close