Değerli Dostlar,
İçinden geçtiğimiz dönem; regülasyon yoğunluğunun arttığı, küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği ve tüketici beklentilerinin hızla evrildiği çok katmanlı bir dönüşüm sürecidir. Bu tablo sektörümüz açısından aynı anda hem riskleri hem de fırsatları barındırmaktadır. Belirleyici olan ise bu süreci nasıl yönettiğimizdir.
Gıda sanayisi enflasyondan kazanç sağlayan değil; artan maliyet baskılarına rağmen üretim sürekliliğini korumaya çalışan bir sektördür. Kalıcı çözümler geçici tedbirlerle değil, kapsamlı yapısal dönüşümlerle mümkündür.
Bugün karşı karşıya olduğumuz zorluklar yalnızca mevcut koşulların değil, geçmişte alınmış kararların da bir sonucudur. Dolayısıyla çözüm; ortak irade ve kolektif yaklaşım gerektirir. Toplumsal uzlaşı güçlendikçe politika önceliklerinin üretim, verimlilik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenmesi kaçınılmaz olacaktır.
Türkiye tarım ve gıda alanında önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi; kamu, özel sektör ve toplumun ortak akıl doğrultusunda hareket etmesine bağlıdır. Gıdanın geleceği yalnızca ekonomik dinamiklerle değil, aynı zamanda toplumsal tercihlerle şekillenir. Kaynakların hangi alanlara yönlendirildiği, hangi önceliklerin benimsendiği ve nasıl bir üretim modelinin tercih edildiği, gıda sisteminin yönünü belirleyen temel unsurlardır.
Bu anlayış doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz Yüksek İstişare Konseyi Toplantımız, sektörümüzün stratejik refleksini ortaya koyan önemli bir platform olmuştur. Konseyimizde; makroekonomik görünümden finansmana erişime, TGDF Kongresi çalışmalarından ihracat perspektifine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulunduk. Bu toplantılar yalnızca görüş alışverişi değil; federasyonumuzun kamu nezdinde yürüteceği temaslara yön veren bir politika üretim zemini niteliğindedir. Ortaya konan ortak akıl, sektörümüzün yol haritasını şekillendirmektedir.
Kamu ile kurduğumuz yapıcı ve çözüm odaklı diyalog çalışma modelimizin temel unsurlarından biridir. Bu kapsamda Başkan Yardımcılarımız ve Genel Sekreterimiz ile birlikte Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’yı Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde ziyaret ederek sektörümüzün önceliklerini ve 2027 yılında Bakanlığın himayesinde gerçekleştirmeyi planladığımız TGDF Kongresi’ni kapsamlı biçimde ele aldık. Kongremizi yalnızca bir sektör buluşması olarak değil, Türkiye’nin gıda sanayi vizyonunu uluslararası zeminde ortaya koyacak stratejik bir platform olarak konumlandırdığımızı ifade ettik.
Sağlık politikaları ile sektör uygulamaları arasındaki uyum, öncelikli gündem başlıklarımızdan biridir. Sağlık Bakanlığı ile gerçekleştirdiğimiz üst düzey temaslar, bilim temelli ve ölçülebilir hedeflerle ilerlemenin vazgeçilmez olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Şeker azaltımı, ürün içeriklerinin iyileştirilmesi ve tüketici bilgilendirme politikaları çok boyutlu alanlardır. Bu vesileyle, sektör katkısının veri temelli, sürdürülebilir ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasından memnuniyet duyduğumuzu özellikle ifade etmek isterim.
Saygıdeğer Arkadaşlar,
Sektörel dayanışmanın önemli göstergelerinden biri de Ramazan ayı vesilesiyle ETÜDER iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz iftar programı olmuştur. Bu buluşma, sektörümüzün farklı alanlarda faaliyet gösteren temsilcilerini aynı sofrada bir araya getirmiştir. İş dünyasında güven yalnızca sözleşmelerle değil; temas, diyalog ve ortak değerlerle inşa edilir. Bu tür organizasyonlar sektör içi dayanışmayı güçlendirmektedir.
Önümüzdeki dönemde de kamu ile yapıcı diyaloğu sürdüren, bilim temelli politika önerileri geliştiren ve uluslararası entegrasyonu güçlendiren bir sektör anlayışıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hedefimiz; Türkiye gıda ve içecek sanayini yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte referans gösterilen bir konuma taşımaktır. Bu doğrultuda atılan her adımın sektörümüzün ortak iradesinin bir sonucu olduğuna inanıyorum.
Bir sonraki vizyonda buluşmak üzere sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Demir Şarman
TGDF Yönetim Kurulu Başkanı