TGDF Vizyon – Ocak 2026 | Başkanın Mesajı

TGDF Vizyon – Ocak 2026 | Başkanın Mesajı

TGDF Vizyon – Ocak 2026 | Başkanın Mesajı

Saygıdeğer Dostlar,

Küresel ölçekte gıda ve tarım politikalarının yeniden şekillendiği, ticaret dengelerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik riskler, iklim krizi ve artan korumacılık eğilimleri, gıdayı yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir başlık hâline getirmiş durumda. Türkiye açısından bu tablo; bir yandan yüksek enflasyonla mücadeleyi, diğer yandan küresel rekabette doğru konumlanma ihtiyacını birlikte ele almayı zorunlu kılıyor. Gıda ve içecek sanayii, bu çok katmanlı dönüşümün merkezinde yer alırken, alınacak kararların hem üretici hem de tüketici üzerindeki etkisi doğrudan hissediliyor.

Türkiye ekonomisi uzun süredir enflasyonla mücadele ederken, gıda fiyatları bu mücadelenin en hassas ve toplumsal etkisi en yüksek alanlarından biri olmaya devam etmektedir. Son dönemde Avrupa Birliği’nin Mercosur ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı ortak pazar ve serbest ticaret anlaşmaları, bu tartışmaya küresel bir boyut kazandırmıştır. Türkiye’nin AB ile yüksek düzeyde ticari ve gümrük entegrasyonu, Avrupa’nın yeniden şekillenen ticaret mimarisinin Türk gıda ve tarım sanayinin rekabet koşullarını doğrudan etkilemesine yol açmaktadır. Yeni küresel ticaret düzeni, fiyat rekabetinin yanında kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik standartlarını da daha belirleyici hale getirmektedir. Türkiye’nin yalnızca fiyatla yarışan bir konuma sıkışması sağlıklı bir denge yaratmaz. Avrupa pazarına daha geniş erişim sağlayan yeni tedarikçi ülkeler, tarım hammaddeleri ve işlenmiş gıda ürünlerinde rekabeti artırmakta; bu durum, maliyet baskısı altında faaliyet gösteren Türk üreticisi ve sanayicisi açısından hem ticaret hem de arz güvenliği başlığı haline gelmektedir. Hedefimiz; verimlilik, teknoloji ve regülasyon uyumu üzerinden rekabet eden, katma değeri yüksek bir gıda sanayidir.

Sanayide dönüşüm demişken, buradan konudan hareketle sıcak bir diğer gündem maddemiz olan gıda enflasyonuna da değinmek istiyorum. Gıdanın pahalılığı yalnızca iç piyasa dinamikleriyle açıklanabilecek bir mesele değildir. Üretimden sanayiye, lojistikten finansmana, dış ticaret rejiminden regülasyon uyumuna uzanan çok katmanlı bir çerçevede ele alınmalıdır. Girdi maliyetleri sektörün en kırılgan alanı olmaya devam etmektedir. Gübre, yem, enerji, ambalaj ve lojistik kalemlerindeki artışlar, kur oynaklığıyla birleştiğinde maliyetleri öngörülemez hale getirmektedir. Döviz kuru ile girdi enflasyonu arasındaki makas, rekabet gücünü aşındırmakta; kârlılığın gerilemesi üretimden çıkışları hızlandırmakta ve arz tarafındaki her zayıflık tüketici fiyatlarına daha sert yansımaktadır.

Gıda sanayi de fiyat artışlarının doğrudan muhatabıdır. Artan fiyatlar talebi daraltır, markaları yıpratır ve kayıt dışılığı teşvik eder. Bu nedenle sektörün temel beklentisi öngörülebilirliktir: Kurala dayalı ticaret rejimi, şeffaf veri paylaşımı, istikrarlı finansman koşulları ve planlı üretim mekanizmaları.

Türkiye’nin tarımdan zenginlik üretecek güçlü bir potansiyeli vardır. Gıda sanayi bu potansiyelin doğal ortağıdır. Avrupa’nın ve dünyanın yeniden şekillenen ticaret haritasında Türkiye’nin yerini sağlamlaştırmanın yolu; fiyatı baskılayan değil, maliyeti düşüren ve verimliliği artıran politikaları hayata geçirmekten geçmektedir. Gıda ve tarım sanayinin stratejik rolünü sağlıklı biçimde sürdürebilmesi için güvene dayalı, öngörülebilir bir ekonomi ve politika çerçevesinin tesis edilmesi büyük önem taşımaktadır. TGDF olarak, bu yönde atılacak her yapıcı adımın destekçisi olacağımızı ifade ederiz.

Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki, gıda enflasyonu ve rekabet gücü birbirinden bağımsız başlıklar değildir. Kalıcı çözüm; kısa vadeli fiyat baskılamaları yerine, maliyetleri düşüren, verimliliği artıran ve sanayiyi güçlendiren yapısal adımlardan geçmektedir. Tarım-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi, öngörülebilir regülasyonlar ve uluslararası standartlarla uyumlu bir üretim anlayışı, Türkiye’nin hem iç piyasada dengeyi sağlaması hem de küresel ticarette güçlü bir aktör olarak konumlanması açısından kritik önemdedir. TGDF olarak, sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek, rekabet gücünü kalıcı kılacak her yapıcı politika ve iş birliğinin yanında olmaya devam edeceğiz.

Gelecek vizyonda buluşmak üzere sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 

Demir Şarman

TGDF Yönetim Kurulu Başkanı

Close