Saygıdeğer Arkadaşlar,
Mayıs ayı, toplumsal hafızamızda anlamı güçlü, birlik ve dayanışma duygusunu pekiştiren önemli günleri bir arada barındırıyor. Bu özel günlerin her biri aslında bizlere aynı temel değeri yeniden hatırlatıyor: birlikte üretmenin, birlikte güçlenmenin ve ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmenin önemini.
Gıda ve İçecek Sanayi de tam olarak bu anlayışın merkezinde yer alıyor. Çünkü sektörümüz yalnızca üretim yapan bir yapı değil; milyonlarca insanın günlük yaşamına dokunan, toplum sağlığına katkı sunan, tarımdan sanayiye, ihracattan istihdama kadar çok geniş bir ekosistemi bir arada taşıyan stratejik bir yapı niteliğinde. Bu nedenle attığımız her adımda yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmek durumundayız.
Küresel ölçekte yaşanan iklim değişikliği, arz güvenliği, sürdürülebilirlik ve ticaret dinamiklerindeki dönüşüm, gıda ve içecek sanayinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Türkiye gıda ve içecek sanayi de güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve değişen koşullara uyum kabiliyetiyle ülkemiz ekonomisine katkı sunmayı sürdürmektedir. TGDF olarak bizler de bu süreçte uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, dış ticaret fırsatlarının değerlendirilmesi ve küresel gelişmelerin yakından takip edilmesi için çözüm odaklı çalışmalar yürütmeye devam ediyoruz.
Bu anlayış doğrultusunda, Federasyonumuz ve TÜSİAD iş birliğinde Ankara’da gerçekleştirilen “Tarım-Gıda Sektörünün Geleceği ve Tarım Diplomasisi” etkinliği de sektörümüz açısından son derece kıymetli bir buluşma oldu. Tarım ve ticaret ataşeleri ile sektör paydaşlarını bir araya getiren etkinlikte Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri de yer aldı. Tarım diplomasisi, gıda güvencesi, sürdürülebilirlik, küresel ticaret ve iklim değişikliğinin tedarik zincirleri üzerindeki etkilerinin kapsamlı şekilde değerlendirildiği etkinlikte sektörümüzün uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından kamu-özel sektör diyaloğunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuldu.
Önümüzdeki dönemde özellikle sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, ambalaj yönetimi, okul gıdası uygulamaları, uluslararası mevzuat uyum süreçleri ve gıda okuryazarlığı gibi başlıkların daha da önem kazanacağını öngörüyoruz. Bu alanlarda atılacak her adımın, sektör gerçekleriyle uyumlu, uygulanabilir ve uzun vadeli etkileri dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Son dönemde kamuoyunda gıda etiketlerinde yer alan Son Tüketim Tarihi (STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ifadelerine ilişkin yürütülen kamuoyunu yanıltabilecek çeşitli değerlendirmeler doğru bilgilendirmenin ve gıda okuryazarlığının ne denli önemli olduğunu belirtmektedir. TGDF olarak, tüketicilerin bilimsel temelli ve doğru bilgiye erişiminin sağlanmasını; gıda güvenilirliği, israfın azaltılması ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının güçlendirilmesi açısından önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Öte yandan, Federasyonumuz ile Birleşik Arap Emirlikleri Gıda ve İçecek İş Grubu arasında imzalanan İş Birliği Protokolü’nü de sektörümüz adına önemli ve stratejik bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Söz konusu protokol ile iki ülke arasında tarım ve gıda sektöründe ticaret, yatırım, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik ortak çalışma alanlarının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. TGDF olarak, Türk gıda ve içecek sanayinin uluslararası platformlardaki temsil gücünü artırmaya ve sektörümüz adına yeni iş birliği alanları oluşturmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Değerli Dostlar,
Bu vesileyle; tüm annelerimizin Anneler Günü’nü, gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı ve milletimizin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve bereket dolu günler diliyorum.
Bir dahaki vizyonda buluşmak arzusuyla sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Demir Şarman
TGDF Yönetim Kurulu Başkanı