Bilim Kurulumuzdan: Yeni Yılda Gıda Sanayinin Gündemi: Güven, Bilim ve Akıl

Bilim Kurulumuzdan: Yeni Yılda Gıda Sanayinin Gündemi: Güven, Bilim ve Akıl

Bilim Kurulumuzdan: Yeni Yılda Gıda Sanayinin Gündemi: Güven, Bilim ve Akıl

Prof. Dr. Mehmet Pala

Yeni bir yıla girerken gıda sanayiinin gündemini belirleyen başlıklar; yalnızca yeni teknolojiler, yeni ürünler ya da yeni regülasyonlardan ibaret değildir. Bugün asıl mesele, gıda sistemine duyulan güvenin nasıl yeniden inşa edileceği, bilimin bu süreçte nasıl merkeze alınacağı ve tüm paydaşların akılcı bir çerçevede nasıl ortak hareket edebileceğidir.

Son yıllarda gıda alanı; bilgi kirliliği ve ayrıştırıcı söylemler arasında sıkışmış durumdadır. Hiçbir bilimsel temeli olmayan “işlenmiş ve paketli gıdaların tüketilmemesi” gibi katogorik söylemler tüketiciyi ikilemde bırakmakta ve güvensizlik duygusunu beslemektedir. Bilimsel bağlamdan koparılmış genellemeler, risk kavramının algı ile karıştırılması ve sosyal medya üzerinden hızla yayılan iddialar; yalnızca tüketici algısını değil, gıda sanayiinin itibarını da doğrudan etkilemektedir. Güvenilir bilim insanlarının yeterince görünür olmadığı, doğru bilginin sade ve anlaşılır biçimde anlatılamadığı, risk iletişiminin çoğu zaman sağlıklı kurulamadığı bir ortamda güven kaybı kaçınılmazdır.

Bugün tüketici, neyi neden tükettiğini bilmek istemektedir. Etiket okumak, içerikleri sorgulamak, üretim süreçlerini anlamak istemesi son derece meşrudur. Ancak bu meşru talep, bilimsel bağlamdan kopuk genellemelerle karşılandığında güven değil, belirsizlik ve kaygı üretmektedir.

Bu ortamda gıda sanayiinin en büyük ihtiyacı savunma yapmak değil; sağlam bilgiyle güven üretmektir. Güven; savunma refleksiyle değil, şeffaflıkla, tutarlılıkla ve süreklilikle inşa edilir. Kriz anlarında yapılan açıklamalar değil, normal zamanlarda kurulan açık, anlaşılır ve bilim temelli iletişim güveni kalıcı kılar. Gıda sanayiinin yeni dönemdeki en önemli sorumluluğu, tüketiciyle arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamak ve bu ilişkiyi bilgi temelli bir zemine oturtmaktır.

Bilim; yalnızca eleştirilere karşı kullanılan bir savunma aracı ya da pazarlama söylemlerini destekleyen seçilmiş veriler bütünü değildir. Bilim, doğruyu bulmak için vardır; gerektiğinde alışkanlıkları sorgulamak, hatta konfor alanlarını zorlamak için vardır.  Ürün geliştirmeden kalite yönetimine, risk analizinden regülasyonlara kadar her aşamada bilimin rehberliği vazgeçilmezdir.  Bilim, ancak bağımsız, şeffaf ve süreçlere entegre edildiğinde gerçek işlevini yerine getirebilir. Bu noktada bilim insanlarının ve kurullarının rolü, yalnızca kriz dönemlerinde görüş bildiren değil, aynı zamanda öngörü üreten, riskleri önceden değerlendiren ve sektör–kamu–toplum arasındaki ortak dili güçlendiren değer yapıları olarak konumlanmalıdır.

Gıda sanayiinin karşı karşıya olduğu sorunların önemli bir bölümü teknik değil, sistemiktir. Tarım, sanayi, kamu, akademi ve tüketici birbirinden kopuk ele alındığında kalıcı çözümler üretmek mümkün olmuyor. Tek bir ürün, tek bir katkı maddesi ya da tek bir proses üzerinden yapılan genellemeler; sorunları basitleştirmez, aksine daha da karmaşık hâle getirir.

Akılcı yaklaşım; veriye dayalı karar almayı, risk ile algıyı ayırt etmeyi ve kısa vadeli refleksler yerine uzun vadeli stratejileri öncelemeyi gerektirir. Yasaklar ya da tek taraflı düzenlemeler, sistemin bütününü dikkate almadığında yeni sorunlar doğurabilir. Bu nedenle gıda sanayiinde ihtiyaç duyulan şey, ortak akıldır.

Ortak akıl; farklı görüşlerin çatışmasından değil, bilimsel zeminde buluşmasından doğar. Gıda sanayiinin yeni dönemdeki başarısı, bu ortak aklı ne kadar güçlü kurabildiğiyle doğrudan ilişkilidir.

Yeni yıl, gıda sanayii için bir muhasebe ve yeniden konumlanma fırsatıdır. Daha fazla karışıklık değil, daha fazla netlik; daha fazla iddia değil, daha güçlü kanıtlar; daha fazla kutuplaşma değil, daha yapıcı bir diyalog zamanı gelmiştir.

Gıda sanayiinin topluma karşı sorumluluğu büyüktür. Bu sorumluluk yalnızca güvenli ve kaliteli ürün üretmekle sınırlı değildir; aynı zamanda doğru bilgiyi üretmek, paylaşmak ve savunmaktır.

Gıda sanayiinin geleceği; savunulan iddialarla değil, sessiz ama sağlam biçimde üretilen güvenle şekillenecektir. Bugün sektörün önündeki asıl sınav, daha fazla üretmek değil; doğruyu üretmek, doğruyu anlatmak ve doğru yerde durabilmektir. Bu duruş ancak bilimi merkeze alan, aklı rehber edinen ve topluma karşı sorumluluğunu önceleyen bir anlayışla mümkündür.

Yeni yıl, gıda sanayiinin kendisini savunmak zorunda kaldığı değil; doğruyu yaptığı için güvenle sözünün dinlendiği bir dönemin başlangıcı olmalıdır. Bu ortak sorumluluğu, bilimle, akılla ve kararlılıkla taşımak dileğiyle…

Close