Perşembe, Temmuz 24, 2014
TGDF - Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu
Sürdürülebilir Tarım Sürdürülebilir Gıda Üretimi Sürdürülebilir Gıda Güvenliği Sürdürülebilir Tüketim Sürdürülebilir Sorumluluğumuz

Meyve Suyu

Nektar ile %100 meyve suyu arasındaki fark nedir?

Meyve türevli içecekler, içerdikleri meyve oranına göre dört ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar meyveye yakınlık sıralarına göre meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içecektir.

Bunlardan meyve suyu tümüyle meyveden oluşan bir içecektir ve Türk Gıda Kodeksine göre meyve oranı %100'dür.

Her meyve %100 meyve suyu işlemeye uygun değildir. Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu işlemeye uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, doğal yapılarından dolayı, tek başına %100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyvelerin suyu; ya kayısı ve şeftalide olduğu gibi kıvamı koyu olduğundan ya da vişne, limonda olduğu gibi tadı çok ekşi olduğundan % 100 tüketime uygun değildir. Bunların belirli miktar su ile seyreltilmesi ve su ile bozulan tat dengesinin şeker vb. maddelerle yeniden kurulması zorunludur. Bu gruba meyve nektarı denilmektedir. Nektarlara eklenmesine izin verilen şekerin maksimum miktarı ve minimum meyve oranı yasal olarak Türk Gıda Kodeksi'nde belirlenmiştir. Bunların meyve oranı meyvesine göre değişmekle birlikte %25 ile 99 arasındadır. Örneğin; limon nektarında bu oran %25, vişne nektarında %35, kayısı nektarında %40, şeftali nektarında %50'dir. Bunların belirli oranda karışımı ile %100 çoklu meyve suyu da elde edilebilmektedir.

Meyveli içecek nedir?

Meyveli içeceklerde meyve oranı en az %10'dur. Bu ürünlerin meyve oranları genellikle %10 ile 25 arasında değişmek ile beraber, yeni ürün formülasyonları ile daha yüksek meyve içerikli olanları da pazara sunulmaktadır. Bunların meyve suyu ya da meyve nektarı olarak adlandırılması veya tanıtılması yanlıştır.

Meyvelerin tadı zaman zaman değişiyor bunun sebebi nedir?

Bunun sebebi meyvenin yetiştiği iklim ve toprağın farklı olmasından kaynaklanır.

İçerik bölümünde meyve oranları var. Bu oranlar neye göre belirleniyor?

İçeceklerin etiketinde yer alan meyve oranları, o içeceğin % kaçının meyveden geldiğini ifade etmektedir.

Meyvelerden nasıl konsantre üretiliyor?

Konsantreler, meyveler sıkıldıktan sonra elde edilen meyve suyu veya pürelerden besin değerini olabildiğince koruyarak suyun buharlaştırılarak belirli oranlarda uzaklaştırılmasıyla elde edilmektedir. Suyun buharlaşması, evaporatör denilen aygıtlarda düşük basınçta ve düşük sıcaklıkta gerçekleştiği için kalite maksimum düzeyde korunmaktadır.

% 100 Meyve Suyu içerik bilgilerinde "Su" eklendiği belirtiliyor. % 100 olarak neden adlandırılıyor?

Meyvelerin üretim ve hasat zamanı farklı olduğundan dolayı her mevsim bütün meyveler hazırda bulunmamaktadır; meyve suları da piyasanın ihtiyacına göre pazara sunulmakta ve teknoloji gereği bazı dönemler için meyve konsantreye işlenmek zorundadır. Tüketicilerin meyve suyu talebini yıl boyu arz edebilmek için meyve suları doğallığı korunarak suyu uçurularak konsantreye işlenmekte ve böylelikle bozulmadan sağlıklı olarak muhafaza edilmektedir. Konsantreden elde edilen meyve suyuna, meyve suyu konsantresi elde edilirken fiziksel yollar ile ayrılan miktarda, meyve suyunun kalitesini etkilemeyecek şekilde, özellikle duyusal, mikrobiyolojik ve kimyasal bakımdan uygun özelliklerde ve "İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe" uygun su eklenmektedir., Üretim sırasında meyvenin doğal özellikleri olabildiğince korunarak meyve suyuna yansıtılmasına özen gösterilmektedir.

Neden %100 vişne suyu, şeftali veya kayısı suyu yok?

Bu meyve türleri doğal yapılarından dolayı, tek başına %100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyvelerin suyu; ya kayısı, şeftali olduğu gibi kıvamı koyu olduğundan ya da vişnede olduğu gibi tadı çok ekşi olduğundan % 100 tüketime uygun değildir. Bunların belirli miktar su ile seyreltilmesi ve su ile bozulan tat dengesinin şeker vb. maddelerle yeniden kurularak meyve nektarı olarak pazarlanması zorunludur. Bunların meyve oranı vişne nektarında %35, kayısı nektarında %40, şeftali nektarında %50'dir.

Şeftali bir yaz meyvesi ama hem yazın hem de kışın nasıl üretilebiliyor? Nasıl taze tutuluyor?

Yazın şeftaliden elde edilen meyve püresi bütün yıl boyu pazara arz edebilmek için doğallığı korunarak suyu uçurularak meyve püresi konsantresine işlenmekte ve aseptik (sağlığa zararlı mikroorganizmalardan arındırılmış) olarak dolum yapılmakta ve soğukta muhafaza edilmektedir. Kışın şeftali püresi konsantresinden şeftali nektarı elde edilirken, ne kadar su uçuruldu ise o kadar su ilave edilmekte, şeftalinin doğal özellikleri olabildiğince korunmakta ve nektara yansıtılmasına özen gösterilmektedir. Şeftali püre konsantresi 95-105 °C'da 30-60 saniye ısıl işlemden sonra çok katmanlı aseptik torbalarda ambalajlanmakta ve ambalajlar varile (bag in box) yerleştirilmektedir. Daha sonra şeftali konsantresi normal sıcaklıkta depolanmaktadır.

Meyve suyu paketlendikten sonra raf ömrü ne kadardır? Çeşitler arasında bu süre farklılık gösteriyor mu?

Meyve suları, normal koşullarda ambalajlandıktan sonra en az 12 ay kalitesini korumakta ve tüketici beğenisini kazanmaktadır. Bu süreye raf ömrü denilmektedir. Raf ömrünün bitmesi için meyve sularının bozulması gerekmiyor. Renginin, tadının veya kokusunun tüketici tarafından beğenilmemesi yetiyor. Bu süre içerisinde bütün meyve suları çeşitleri özelliklerinden ve kalitesinden hiçbir şey kaybetmemektedir.

Bu nedenle meyve sularının raf ömrü AB'de olduğu gibi ülkemizde de 12 ay olarak benimsenmektedir. Bu amaçla dolum tarihinden sonraki 12.ay, meyve sularının ambalajında son tüketim tarihi veya SKT kısaltması ile belirtiliyor. Eğer meyve suları 10 TEMMUZ 2008 tarihinde ambalajlanmışsa, son tüketim tarihi, ‘SKT: 10.07.09‘ olarak yazılıdır.

Meyve suyu üretiminde katkı maddesi kullanılıyor mu? Ürünlerde katkı maddesi yok ise nasıl bozulmadan bekleyebiliyorlar?

Dünya ve Türk Gıda Kodeksine göre meyve sularına hangi katkı, tatlandırıcı ve renklendirici maddelerinin katılabileceği belirlenmiştir. Ancak Türkiye'de, 80'li yıllardan bu yana meyve suyu ve türevlerine GIDA KODEKSİ'ne göre koruyucu madde katılmasına izin verilmemektedir. Uygulanan koruma teknolojisi koruyucu kullanılmasını gerektirmiyor. Koruyucu maddenin varlığı, laboratuarda fermantasyon testi ile saptanmaktadır. Uzun bir raf ömrü için öncelikle meyve sularında bozulmaya yol açan mikroorganizmaların öldürülmesi ve daha sonra da mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanması gereklidir. Mikroorganizmaların ölmesi için meyve suyu 95-99 °C'da 30-60 saniye tutulmakta ve meyve suları hemen 20 santigrada soğutulmakta ve aseptik bir bölmede steril ambalaja dolmakta ve aynı anda kapanmaktadır. Eğer ambalaj cam şişe veya metal kutu ise sıcak dolum uygulanmaktadır. Pastörize edilen meyve suları doğrudan ambalaja dolmakta ve kapatıldıktan sonra bir duşlu tünelde su ile soğutulmaktadır. Meyve sularının muhafazası için koruyucu kimyasal madde kullanılması yasaktır. Ambalaj açılmadıkça koruma etkisi sürer. Koruyucu içerseydi, ambalaj açıldıktan sonra da meyve suları bozulmazdı.

Meyve suyu üretiminde kanserojen madde kullanılıyor mu?

Meyve sularında kullanılan hiçbir madde kanserojen değildir. Maalesef, meyve sularına asit düzenleyici olarak katılan ve E 330 olarak adlandırılan sitrik asidin şehir efsanesi olarak ortaklıkta dolaşan listelerde, tehlikeli ve kanserojen olarak tanımlanmaktadır. Sitrik asit çoğu meyvede, özellikle de portakal ve limon gibi narenciye meyvelerinde doğal olarak bulunan diğer adı limon asidi olan bir asittir. Toksikolojik araştırmalar sitrik asidin zararlı olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, yalnız TÜRKİYE'DE değil, ABD ve AB ülkelerinde de asit düzenleyici olarak kullanılmasına izin verilmektedir.

Gıda katkı maddelerinin her birinin kullanımına uzun araştırmalar sonucunda uluslar arası kuruluşların düzenlemelerine göre izin verilmektedir. Birleşmiş Milletler WHO (Dünya Sağlık Organizasyonu) ve FAO (Dünya Gıda Tarım Organizasyonu)' nun ortak organizasyonu "Codex Alimentarius" Komisyonu dünya ticareti için harmonize bir "Gıda katkı Maddeleri Genel Standardı" hazırlar. Hazırlanan bu standarda WHO ve FAO tarafından oluşturulan Gıda katkı maddelerinden sorumlu ortak uzmanlar komitesi JECFA (Joint FAO/WHO expert committee on food additives) dünyada gıda katkı maddelerinin toksikolojik çalışmaların düzenlenmesini, yürütülmesini ve sonuçlarının değerlendirilmesini yapan tek kuruluştur. Yalnızca bu kuruluş tarafından değerlendirilen katkı maddelerinin ticaretine izin verilmektedir. Bu uzmanlar komitesi her bir gıda katkı maddesinin, kullanımları için teknolojik bir gereklilik var ise, tüketilmeleri durumunda tüketici sağlığı için hiçbir risk oluşturmuyorsa izin vermekte ve hiçbir sağlık riski oluşturmadan insanların ömür boyu günlük olarak alabileceği miktarları tespit etmektedir. Bu tespitler gıda katkı maddelerinin toksikolojik ve karsınojenik araştırmaları sonucunda yapılmaktadır. Aynı zamanda izin verilen gıda katkı maddesinin uluslar arası geçerliliği olan bir analiz metodunun olmasını ve katıldığı gıda maddesinin ambalaj üzerinde belirtilmesini şart koşmaktadır.

Ülkemizde gıda katkı maddelerinin kullanımı, 5179 Sayılı Gıdaların üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmündeki Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü hakkında Kanun ve 16 Kasım 1997 tarih ve 23172 sayılı Resmi Gazetede Türk Gıda Kodeksi Yönetmenliğine uygun olarak yapılmaktadır. Mevcut gıda katkı maddeleri mevzuatı birebir AB mevzuatına uygun olarak hazırlanmış ve AB'deki değişikliklere göre anında güncellenmektedir. Ayrıca JECFA'nın çalışmaları izlenmekte ve dikkate alınmaktadır. Çünkü Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tüm dünya ülkeleri tarafından benimsenen ve imzalanan anlaşma gereği, her ülke kendi ulusal mevzuatını hazırlarken Codex Alimentarius dokümanlarını referans almak mecburiyetindedir.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi gıda katkı maddeleri ile ilgili kararı JECFA vermektedir. Bütün ülkeler JECFA'nın verdiği karara göre mevzuatını düzenlemek mecburiyetindedir. Aksi halde DTÖ'ye ticari engelleme yapmaktan şikâyet edilirler Ve mahkûm olurlar.

Katkı maddelerinin güvenliği, gıdalarda maksimum kullanım dozajları ve izin verilen özel gıdalar ile ilgili mevzuatlar, pek çok bilimsel çalışma sonucunda belirlenmiştir. Meyed üyesi, kayıtlı endüstriyel üretim gerçekleştiren firmalarımız üretimlerinde gıda katkı maddelerini, bilimsel gelişmeleri göz önünde bulunduran JECFA, WHO, FDA ve EFSA(Avrupa Gıda Standartları Birliği)'nın tavsiyelerine göre kullanmaktadır. Üstelik sanayicilerimiz, katkı maddelerini izin verilen maksimum dozajların çok çok altında kullanmaktadırlar.

Katkıların zararlılık durumu bilimsel araştırma ile belirlenmektedir. Zararsızlık dozu belirlenen ve güvenli kullanım koşulları gıda katkı maddelerini tanımlamak için Avrupa Birliği'nin (EC) simgesi olarak (E) harfi ve üç rakamlı sayıda ibaret kodlar verilmektedir. Tükettiğimiz meyve suları ambalajında, gıda katkı maddelerinin (E) harfi ile belirtilmesi, Avrupa ülkelerinin gıda katkı maddelerinin Avrupa sözcüğünün İngilizce telaffuzunun "Europe" baş harfini alarak yaptıkları bir endeksleme sistemidir ve bu durum Avrupa ülkelerinin katkı maddelerinin gıdalarda kullanımına izin verildiğinin göstergesidir. (E) Kodu uluslararası bir simge olarak etiketlerde gıda maddelerindeki katkı maddelerinin tüketici tarafından bilinmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu kodlar AB tarafından her katkı maddesi için belirlenir. Meyve sularında asit düzenleyici olarak kullanılan E 330 da bu çerçevede sitrik aside verilen koddur.

1 yaşına kadar olan bebekler meyve suyu tüketebilir mi?

Meyve suları iyi bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Aynı zamanda bitkisel kaynaklı gıdalardaki demirin emilimini artırır. Ancak fazla miktarda tüketilmesi anne sütünün yerini almasına ve besin değeri yüksek diğer gıdalara karşı iştahsızlığa neden olabilmektedir. Sukroz ile birlikte tüketilmesi diş çürüklerine yol açmaktadır. Bu nedenle günde 250 ml'den fazla tüketilmesi önerilmemektedir. Bebeklere ara öğünlerden sonra verilmesi besinlerin biyo-yararlılığı açısından önemlidir. Öğünlerde 50-100 ml arasında kullanılması diğer besinlerin biyo-yararlığını artırır. Bebeklerde ilk başlanacak meyve suyu kışın elma, yazın ise şeftali suyudur. Turunçgillerin suyu bebekte gaza neden olabileceği düşüncesiyle 6-9. aylardan sonra verilmesi uygundur.

Şeker Hastalarının tüketebileceği ürünler nelerdir ve tavsiye miktarlarınız nelerdir?

Meyve suyu üretiminde meyve suyu kodeksine göre, şeker kullanılabilmekte ancak kullanılacak şeker asitliliği düzenlemek için kullanılırsa litreye en çok 15 gram, tatlandırıcı olarak ise azami 150 gram kullanılabilmektedir.

Meyve nektarına şeker, fruktoz şurubu, meyve türevli şekerler ve bal eklenebilmektedir. Ancak ilave edilen şeker ve/veya bal meyve suyu kodeksine göre son ürünün toplam ağırlığının %20'sinden fazla olamaz. Konsantreden üretilen meyve suyuna şeker ve fruktoz şurubu da eklenebilir.

Öte yandan sadece meyve suyu ve nektarlarında şeker yerine, tamamen veya kısmen uygun tatlandırıcılar kullanılarak diyabetik ürünler de üretilebilmektedir. Şeker hastaları durumlarına uygun meyve sularını ve nektarlarını tüketebilirler. Ancak yine de doktorunuza danışmanızda fayda vardır.

Meyve sularında alkol mevcut mudur?

Meyve sularında alkol bulunmamaktadır. Nitekim meyve sularında etil alkol miktarın litrede 3 gramdan fazla olamayacağını ifade etmektedir. Bu miktarda meyvelerde tabii olarak bulunan miktar kadardır. Güvenle kullanabilirsiniz.

Meyve suyu kutuları açtıktan sonra neden 2 gün içerisinde tüketmeliyim?

Ambalajlı meyve suyunun uzun ömürlü olmasını sağlayan, bozulmaya yol açan mikroorganizmaların ısı etkisi ile öldürülmesi ve sonradan mikroorganizma bulaşmasının ambalaj ile önlenmesidir. Koruyucu içermeyen doğal ve katkısız olan meyve suları, ambalajı açıldıktan sonra bozulmaktadır. Bozulma süresi buzdolabında daha yavaş (7-8 gün), açıkta daha hızlıdır (2-3gün). Meyve suları açıldıktan sonra ortamın havasının özelliklerine göre bozulmalar olabilmektedir.

Meyve suyu üretimde çürük meyve kullanıyor musunuz? Denetimi nasıl yapılıyor?

Fabrikaya gelen tonlarca meyve arasında çürük bulunması da doğaldır. Bunun gibi ham olanı da vardır. Bu nedenledir ki, meyvenin konsantreye dönüştürülmesinde başlıca basamaklarından birisi ayıklama işlemidir. Bu basamakta çalışan işçiye; ‘ yiyemeyeceğini ayır!' talimatı verilmektedir. Ayrıca iki kademeli bir yıkama işlemi de uygulanmaktadır.

Çürük ve küflü meyvenin rengi ve tadı meyve suyuna da yansımakta ve tüketici tarafından kolayca algılanmaktadır. Ayrıca gıda kontrol laboratuarında patulin analizi ile kolayca saptanmaktadır. Meyve suyunda patulin miktarının litrede 50 mikrogramı aşması yasaktır.

Hiçbir üretici bu riski göze alamaz.

Nar suyunuzun tat ve kokusu çok değişken, ayrıca içinde siyah parçacıklar mevcut? Neden ileri geliyor?

Nar suyunun zaman içinde tat ve kokusunda değişmesi ve tortuların ve siyah parçacıkların oluşması normaldir. Çünkü, narın esas ansioksidan özelliğini veren başta polifenoller olmak üzere üründen gelen yapısal zayıf asitlerle birleşerek tortu oluşturmaktadır(?). Bu da ürünü tamponyamamakta (ayaryamamakta) asitlik yükselmekte, bu durumda çökelen tortuda renk koyulaşmasına sebep olmaktadır. Bu tortular başta çamurumsuyken giderek plak halinde olmaktadır. Renk başlangıçta kırmızı iken raf ömrüne bağlı olarak kahverengimsi renklere doğru gitmektedir. Nar stabil bir meyve olmadığı için bu meyveden elde edilen meyve suyu da doğal olarak stabil olmamaktadır.

Meyve suyunun kapağı açıldıktan sonra oda sıcaklığında beklediğinde belirli bir zaman sonra küflenmesi doğal, katkısız olduğunu mu gösterir? Küflenmiyorsa şüphelenmek doğru mudur?

Meyve suyunun kapağı açıldıktan sonra oda sıcaklığında beklediğinde belirli bir zaman sonra küflenmesi doğal olup onun katkısız olduğunu gösterir. Eğer meyve suları açıldıktan sonra küflenmiyorsa şüphelenmek gerekir. İşte o zaman katkı maddesi var demektir.

Meyve sularının büyük çoğunluğunun üzerinde sadece son kullanma tarihi oluyor, üretim tarihi yok. Neden?

Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Tebliğine göre meyve suları dahil bütün gıdaların etiketlerinin üzerinde son kullanma tarihlerinin yazılması mecburi, üretim tarihlerinin yazılması ise ihtiyaridir. Yani firmalar isterlerse yazabilirler. Yazma mecburiyetleri yoktur.

Çölyak hastaları meyve suyu tüketebilir mi?

Meyve suları glüten içermediği için çölyak hastaları güvenle tüketebilirler. Ancak yine de doktorlarına sormasında fayda vardır.

Sitrik asit nedir? Bazı marka meyve sularında kullanılıyor, bazı markalarda kullanılmıyor, neden?

Sitrik asit çoğu meyvede ve özellikle portakal ve limon gibi narenciye meyvelerinde doğal olarak bulunan diğer adı limon asidi olan bir asittir. Toksikolojik araştırmalar sitrik asidin zararlı olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, yalnız TÜRKİYE'DE değil, ABD ve AB ülkelerinde de asitlendirici katkı olarak kullanılmasına izin verilmektedir. Kullanıp kullanılmama tamamen firmaların tercihidir.

%100 meyve suyu neden bu kadar sulu, evde yapınca püre gibi oluyor?

Fabrikasyon olarak meyve suyu işlenirken sıkma işlemi, meyvesine göre farklı aygıtlarla yapılmaktadır. ÖRNEĞİN; vişne, elma, nar meyve presi ile; portakal, limon vb döner başlıklı sitrus presi ile sıkılarak suyu alınmaktadır. Şeftali, kayısı vb ise palper denilen kademeli elek sisteminden geçirilerek meyve püresi veya pulpu elde edilmektedir. Elekten geçmeyen kabuk vb ise posa olarak atılmaktadır. Sıkılan vişne, elma, nar gibi meyvelerin suyu genellikle durultulmaktadır. Durultma, meyve suyunda bulanıklığa yol açan parçacıkların uzaklaştırılmasıdır. Bu amaçla meyve suyu önce 90-95 santigrada ısıtılmakta ve 45-50 veya 20-25 santigrada soğutularak tortunun ayrılması için bekletilmektedir. Tortu oluşması ve çökelmesi, jelâtin ve bentonit gibi yardımcı maddelerle hızlandırılabilmektedir. Tortunun ayrılmasından arta kalan kısım ayrıca filtreden geçirilerek berrak meyve suyu elde edilmektedir.

Bir litre meyve suyu için kaç kilo meyve sıkılıyor?

Meyvenin su oranına bağlı olarak meyveden elde edilecek meyve suyu miktarı da değişir. Bu meyveden meyveye değiştiği gibi meyvenin yetişme şartlarına bağlı olarak da değişir.

Evde sıkılan meyve suyu ile hazır alınan meyve suyu arasında besin değeri farkı var mıdır?

Evde sıkılan meyve suyu ile hazır meyve suları arasında besin değeri açısından çok az fark bulunmaktadır. Gerek meyve suyu elde edilirken uygulanan durultma, suyun buharlaştırılması veya mikropların öldürülmesi için uygulanan ısıl işlem sırasında meyve suyu veya pürenin sıcaklığa maruz kalma süresi ve zamanına bağlı olarak vitamin değerlerinde çok az bir kayıp olabilmektedir. Diğer besin öğelerinde yani, enerjisinde, taşıdığı flanovidlerde ve minerallerinde herhangi bir kayıp söz konusu değildir.

Her meyvenin suyu yapılabilir mi, içilebilir mi?

Meyvelerden özelliklerine göre şeftali ve kayısı gibi olanlardan püre, vişne, elma gibi olanlardan ise meyve suyu elde edilir.

Hangi meyve suyu daha yararlıdır?

Bazı meyve sularının antioksidan kapasitesi diğerlerinden daha yüksektir. Vişne, üzüm ve nar suyu böyledir. Ancak her meyve suyunun antioksidan bileşiği ve etkisi de farklıdır. Bu nedenle bir meyve suyunun diğerlerinin yerini tutması söz konusu değildir.

Kaldı ki, meyve suyu yalnız antioksidan değil vitamin, mineral vb maddeler de içermektedir. Bunların dağılımı da meyve suyundan meyve suyuna farklıdır. Doğrusu modaya değil bilime uyulması ve her meyve suyundan içilmesidir.

Türkiye'de en çok hangi meyve suyu tüketiliyor?

Türkiye'de en çok şeftali nektarı tüketilmektedir. Onu sırasıyla vişne ve kayısı nektarı izlemektedir. %100 meyve sularında ise en çok tercih edilen karışık/çoklu ürünlerdir ve bunu sırası ile elma ve nar suyu izlemektedir.

Aynı meyvenin suyu farklı markalarda niye tat farkı gösteriyor?

Nasıl evimize aldığımız meyvelerin tadı her seferinde değişiyorsa, farklı marklarda işledikleri meyvenin yöresine göre tatları da farklılık göstermektedir.

Türkiye'de ne kadar meyve suyu tüketiliyor?

Türkiye'de 1970'li yıların başında kişi başına meyve suyu 0,4 litre tüketilirken, 2000 yılında bu rakam 4,4 litreye, 2005 yılında 7,1 litreye, 2006 yılında 8,07 litreye, 2007 yılında ise ilk defa 10 litreyi aşarak 11 litreye ulaşmıştır. Bunda tüketicilerin bilinçlenerek sağlıklı beslenmeye önem vermeleri ile meyve suyu tüketimini artırmaları en büyük rolü oynamıştır.

NEDEN VE NE KADAR MEYVE SUYU İÇİLMELİDİR?

Beslenme fizyolojisi açısından meyve suyunun tipik özellikleri; su miktarının yüksek olması, yeterli miktarda mineral (potasyum, magnezyum vb), vitamin (A,C,E, folik asit vd) ve antioksidan (polifenol, karoten, antosiyanin vb) içermesi, şeker miktarının düşük olması ve enerjiye çabuk dönüşmesi; buna karşılık yağ içermemesidir. Bundan dolayı beslenme uzmanları, meyve suyu içmek için çok sayıda neden sıralamaktadır.

 

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, bu nedenle günde en az beş porsiyon (five+ a day) meyve, sebze ve sularının tüketilmesini önermektedir ve bir porsiyon meyve ile bir porsiyon meyve suyu denk görülmektedir.

MEYVE SUYU OBEZİTEYE YOL AÇIYOR MU?

Kilo fazlalığı son yılların güncel konularından birisidir. Yol açan etkenlerin başında da fazla kalori alınması gelmektedir. Tatlı diye meyve suyunun da fazla kalori içerdiği sanılmaktadır. Fakat aynı kanı, meyve için geçerli değildir.

Meyve suyu, meyveyi yansıtan ve meyveden dönüşen bir içecektir. Sağladığı kalori meyvenin ki kadardır ve ölçülüdür. 100 gram meyve, meyve suyu veya meyve nektarının sağladığı enerji 45-50 kcal arasındadır. Ayrıca tüketim düzeyi oldukça düşüktür. Kişi başına ortalama tüketim yılda yalnızca 7 litre dolayında meyve suyu tüketilmektedir. AB ülkelerinde bu rakam 27 litredir.

Meyve suyunun ayrıca vitamin, mineral ve antioksidan kaynağı olduğu unutulmamalı, obezite nedenleri başka yerlerde aranmalıdır.

Ayrıca son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, meyve suyu tüketimi ile obezite arasında hiçbir ilişkinin olmadığını ortaya koymuştur. Hatta çocuklar ve gençler arasında yapılan bazı araştırmalar ile, meyve suyu tüketenlerin tüketmeyenlere göre obezite riskinin ve vücut kitle indeksinin daha düşük olduğu ispatlanmıştır.

MEYVE SUYU DİŞ ÇÜRKLÜĞÜ NEDENİ MİDİR?

Diş çürüklüğünü kolaylaştıran başlıca etkenin flor eksikliği olduğu bilinmektedir. Diğer etken, ağız ve diş hijyeni eksikliğidir. Eğer bu iki faktöre uyuluyorsa, gıdaların diş çürüklüğüne etkisi oldukça kısıtlıdır. Son bilimsel araştırmaların gösterdiği budur.

Eğer gıda sıvı ise bu etki daha da kısıtlı olmalıdır. Çünkü dişe sıvaşma olasılığı yoktur ve ağızda kalma süresi çok kısadır. Meyve suyu da bunlardan birisidir.

Önemli olan flor alımının ve ağız bakımının yeterli olmasıdır.

ANTİOKSİDAN NEDİR, MEYVE SUYUNDA VAR MIDIR?

Antioksidan, organizmada serbest radikalleri tutuklayan bileşiklerin genel adıdır. Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikaller hücreye ve DNA'ya zarar vermekte, bağışıklık sistemini zayıflatmakta, hastalanmayı kolaylaştırmakta ve yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır. Antioksidanlar işte bu zararlı etkileri ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilmektedir.

Meyve, sebze ve bir meyve türevi olan meyve suyu doğal antioksidanca en zengin gıdalardır. Meyve suyuna kırmızı rengini ve buruk tadını veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir.

BAZI MEYVE SULARI DAHA MI YARARLIDIR?

Bazı meyve sularının antioksidan kapasitesi diğerlerinden daha yüksektir. Vişne, üzüm ve nar suyu böyledir. Ancak her meyve suyunun antioksidan bileşiği ve etkisi de farklıdır. Bu nedenle bir meyve suyunun diğerlerinin yerini tutması söz konusu değildir.

Kaldı ki, meyve suyu yalnız antioksidan değil vitamin, mineral vb maddeler de içermektedir. Bunların dağılımı da meyve suyundan meyve suyuna farklıdır. Doğrusu modaya değil bilime uyulması ve her meyve suyundan içilmesidir.