Perşembe, Nisan 24, 2014
TGDF - Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu
Sürdürülebilir Tarım Sürdürülebilir Gıda Üretimi Sürdürülebilir Gıda Güvenliği Sürdürülebilir Tüketim Sürdürülebilir Sorumluluğumuz

Diyabetik ve Fonksiyonel Gıda

Diyabetik gıda nedir?

Gıda alımının vücudumuzun insulin ihtiyacını etkilemesi ve insulinin kan şekerini düşürme etkisi nedeniyle diyet diyabet tedavisinde en temel unsurdur.Bu amaçla hazırlanmış özel formülasyonlu gıda ürünleri diyabetik gıdalar olarak adlandırılır. Diyet ürünler muadil ürüne göre kalorisi azaltılmış üründür,

Ancak ;Diyabetik gıda şeker yerine sakkarin, aspartam, asesulfam-K gibi enerji içermeyen tatlandırıcılar veya dekstroz, maltoz, mısır şurubu, fruktoz gibi enerji içeren tatlandırıcılar kullanılarak üretilen besinlerdir. Diyabetik ürünlerin özelliği içindeki şeker veya tatlandırıcıdan kaynaklanmaktadır. Birçok üründe olduğu gibi diyabetik ürünler karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral içermektedir. Diyabetik ürünler özellikle şeker hastalarının tüketimi için üretilmişlerdir ve bir uzman kontrolünde hastaların günlük diyetlerine adapte edilerek kullanılmalıdır. Şeker oranı azaltılmış diyabetik ürünler, yüksek yağ ve kalori içerebileceklerinden zayıflama diyetleri için tercih edilmemelidir. Hayatın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını uygulamanın, hareketli bir yaşam biçimi sürdürmenin, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğu asla unutulmamalıdır

Fonksiyonel gıda nedir?

“Fonksiyonel gıda” terimi besinlerin yanı sıra sağlığa bir fayda sağlayan gıdaları tanımlar.Diğer bir tanımla; vücudun temel besin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan, böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada etkinlik gösteren gıdalar veya gıda bileşenleridir. Besleyici etkilerinin yanı sıra bir ya da daha fazla etkili bileşene bağlı olarak sağlığı koruyucu, düzeltici ve/veya hastalık riskini azaltıcı etkiye sahip olup, bu etkileri bilimsel ve klinik olarak ispatlanmış gıdalar fonksiyonel gıda olarak 5179 sayılı kanunumuzda yer bulmuştur.

Fonksiyonel gıdaların diyette yeterince yer alması başta kanser, kalp hastalıkları ve tip 2 Diyabet olmak üzere kronik hastalıkların riskini azaltması yönünden çok önemlidir.

Fonksiyonel gıdaların ortak özellikleri, içerdikleri besin bileşenlerinin sağlık üzerinde olumlu etki göstermesi, doğal olmaları, diyetin bir parçası olarak kontrolsüz tüketimde güvenli olmalarıdır. Bu konu gıda biliminde hızla gelişen bir alandır , bu gibi gıdalar genellikle sağlık beyanları ile birlikte pazara sunulur.Örnek olarak” tahıllar çok önemli lif kaynağıdır” beyanı gibi.Çalışmalara göre diyette lif miktarının artması bazı kanser türlerinin riskini azaltabilmektedir.Canlı bakteri kültürlerini içeren fermente gıdalar probiyotik yararları ile düşünülen fonksiyonel gıdalar olarak ele alınır.

Diyabet nedir?

Diyabet vücudun insulin üretememesi ( tip 1 ,insulin bağımlılığı olan) veya üretilen insulinin gıdanın enerjiye dönüşümünü uygun bir şekilde başlatamaması (tip 2, insuline bağımlı olmayan ) sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

Kan Şekeri nedir?

Karbonhidratların en küçük parçası olan glikoz, kan şekerini oluşturur.Vücuttaki bütün hücreler glikozu kullanır.Diğer monosakkaritlerin( fruktoz ve galaktoz) vücutta kullanılabilmeleri için karaciğerde glikoza çevrilmeleri gerekmektedir.Açlık durumunda sağlıklı bir bireyin kan glikoz yoğunluğu 70-100 mg/dl’dir.Kan şekeri düzeyi, yemek yendikten sonraki ilk saat içinde 120-140 mg/dl’ye yükselir.Karbonhidrat emilimi tamamlandıktan iki saat sonra normal seviyesine döner.Kompleks karbonhidratlar basit karbonhidratlara oranla kan şekerini daha yavaş yükseltirler.Kan şekerinin düzenlenmesinde esas organ karaciğerdir.Yemek sonrasında kan şekeri yükseldiğinde insülin salınımı artar, bağırsaklardan emilen glikozun çoğunluğu karaciğerde glikojene çevrilir ve depolanır. (Kaynak: Sağlık Bakanlığı- Beslenme Bilgi Serisi B 12)

İnsülin nedir?

İnsülin protein yapısında bir hormondur.Pankreastaki beta hücrelerinde yapılır. Kandaki glikoz düzeyi yükseldiği zaman pankreas otomatik olarak uyarılır ve insülin salgılar.İnsülin kandaki glikozu bağlayarak hücre zarındaki insülin reseptörlerinin yardımıyla glikozu içine alır. (Kaynak: Sağlık Bakanlığı- Beslenme Bilgi Serisi B 12)

Glisemik indeks nedir?

Karbonhidratlı bir besinin yendikten belli bir süre sonra sonunda kan şekerini yükseltebilirliğini ifade eder. Besinlerin glisemik indeksi kan şekerinin yavaş veya hızlı yükselmesini etkilemektedir. Glisemik indeks 50 gram Karbonhidrat içeren test yiyeceğinin 2 saat içerisinde oluşturduğu kan glikozu artış alanının, aynı miktarda karbonhidrat içeren referans yiyeceklerin oluşturduğu kan artış alanına kıyaslanmasıdır.

Kısaca yenildikten 2 saat sonra besinlerin gösterdikleri glikoz yanıtlarının standart olarak alınan ekmeğin gösterdiği yanıta göre % değeridir. Glisemik indeksi yüksek besin alımıyla obezite, diyabet ve bunlarla ilintili diğer kronik hastalıkların görülme sıklığı arasında paralellikler saptandığından ,sağlıklı beslenmede yer alan karbonhidratlı yemeklerin glisemik indekslerinin düşük olması önerilir. ( Kaynak: Sağlık Bakanlığı- Beslenme Bilgi Serisi B 12)

Ülkemizde diyabetli hasta sayısı?

Ülkemizde yapılan istatistiksel çalışmalar sonucu 5 milyon diyabet hastası olduğu görülmüştür.Bu rakama her yıl 180.000 kişi eklenmektedir.Diyabetli hastaların yıllık tedavi harcamaları 1.1 milyar dolardır.(Kaynak:Türkiye Diyabet Vakfı)

Diyabette Gıda seçimi ve diyet planlama nasıl olmalıdır?

Sağlığımızı koruyabilmek ve geliştirebilmek , kalp krizi gibi kronik hastalıklar ,bazı kanser türleri, diabet, felç ve osteoporoz riskini azaltmak için diyet rehberleri dikkate alınmalıdır.Bu hastalıklar ölüme ve sakatlıklara yol açmaktadır.İyi bir diyet ile obezite,yüksek tansiyon,yüksek kolesterol gibi kronik hastalıklarla ilgili temel riskler azaltılabilmektedir.

Diyabetin kontrolünde temel yapı taşlarından biri arzu edilen metabolik kontrolü sağlamak , diyabetin ileri döneminde ortaya çıkabilecek kronik komplikasyonları önlemek ve tedavi etmek,yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak,yaşam süresini ve kalitesini yükseltmek amacıyla yürütülecek beslenme tedavisidir.

Günümüzde diyet uzmanları artık tüm diyabetli hastalara tek bir yemek planı tavsiye etmemektedir.Bunun yerine kişinin yaşam stili ve kişiye özel sağlık gerekleri göz önüne alınarak daha esnek yemek planları tavsiye etmektedirler.Diyabet hastalarının yeme düzenlerini oluşturabilmeleri için uzman bir diyetisyenden danışmanlık almaları en iyi yöntemdir.

Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri yaşına,boyuna, vücut ağırlığına ,fiziksel aktivite durumuna , sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından hazırlanır.

Diyabetli bireyler yeterli ve dengeli beslenebilmeleri için enerji ve tüm besin ögelerinden önerilen miktarlarda almalıdır.

Sizin gıda seçiminiz, yaşam tarzınız, çevre koşullarınız ve aile tarihçeniz sizin sağlığınızı etkileyen temel faktörlerdir.

Herkes için özellikle diyabet hastaları için genel olarak aşağıdaki tavsiyelere uyulması önerilir. Eğer kronik diyabet hastalığı riskiniz yüksekse bunlar sizin için daha da önemli olmalıdır.

Formda kalmak için;

-İdeal kilo

-Hergün fiziksel aktivite

-Sağlıklı bir temel inşa edebilmek için;

-Gıda seçimlerinde rehber gıda piramidini göz önüne almak

-Günlük olarak çeşitli tahıl ürünlerinin tüketimi

-Günlük olarak çeşitli sebze ve meyve tüketimi.

-Yiyeceklerin uygun muhafaza edilmesi

Mantıklı seçim;

-Düşük Doymuş yağ , kolesterol ve ölçülü düzeyde toplam yağ içeren diet

-Şeker alımını dengeleyecek içecek ve gıdaların seçimi

-Daha az tuz kullanarak gıda hazırlamak , seçmek

-Alkollu içecek alımını dengelemek

Tatlandırıcı nedir?

Diyabet hastalarının veya obezite diyetinde şeker miktarının kısıtlanması gerekliliği nedeniyle şeker yerine kullanılan, şeker tadı veren maddelerdir. Bunlara tatlandırıcı denir ve 2 grupta toplanır:

Enerji içeren tatlandırıcılar : Bunların enerji değeri vardır. Fazla miktarda alındıklarında kan şekerini yükseltirler .Bunlardan meyve şekeri (fruktoz) balda ve meyvede bulunur. Kek, pasta yapımında kullanılan tatlandırıcılar fruktozdur. Sorbitol de tatlandırıcı olarak kullanılır. Sorbitol ısıya dayanıklıdır,pişirilmekle tadı kaybolmaz veya acılaşmaz, ayrıca, kıvam arttırıcı özellikleri olduğundan reçel, marmelat gibi tatlıların ve cikletlerin yapımı için uygundur. Ancak fazla alındığında (günde 50-60 g’ın üzeri) ishal yapabilmektedir.Mannitol ve ksilitol’de bu gruptadır.

Enerji içermeyen tatlandırıcılar : Sakarin, Sıklamat, Aspartam ,asesülfam-K bu gruptadır. Sakarin, çay şekerinden 300 kat daha tatlıdır. Ağızda metalik bir tad bırakmaktadır. Yemeklerle birlikte pişirildiğinde bu acı tad artar. Sakarin günlük kullanımdaki dozları ile (örneğin 15-20 tablet) emniyetle kullanılabilir. Aspartam bir aminoasittir. Şekerden 180 kat daha tatlıdır. Günlük dozlarda (15-20 tablet) zararlı yan etkisi yoktur. Diyet kola ve cikletlerin tatlandırılmasında kullanılmaktadır. Ağızda metalik tad bırakmaz. Fenilketonüri denen doğumsal hastalığın varlığında kullanılmamalıdır.

Besin değeri olan ve enerji içeren tüm tatlandırıcılarla birlikte öğün planlanırken, karbonhidrat içerikleri ve enerji değerleri göz önünde bulundurulmalı, kan glikoz düzeyine etkileri olduğu unutulmamalıdır.

Toplumumuzda yaygın olarak tüketilen tatlandırıcıların gereksiz kullanımlarını önlemek ve kullanılabilecek miktarlarının belirlenmesi için kullanılmadan önce mutlaka bir diyetisyene danışılmalıdır.

Buna göre, Türkiye' de bulunan ve sıklıkla kullanılan tatlandırıcılardan bir kaçının günlük olarak maksimum kullanım miktarları (kabul edilebilir günlük alımları) ise şöyledir:

Tatlandırıcı Türü Maksimum Doz (mg / kg / gün)

Sakarin 2,5

Aspartam 40

Asesulfam-K 15

Siklamat 11

Diyet lifinin önemi nedir?

Diyet lifi; besinlerin sindirilmeyen, nişasta olmayan kısmıdır. 2 tip diyet lifi vardır. Suda çözünür diyet lifi; pektik ögeler, sakızlar, b-glukan, musilajlar, dirençli nişastadır. Suda çözünmez diyet lifine örnek ise selülöz, lignin ve hemisellülözdur. Suda çözünür lif grubundan; pektin elma, ayva vb. besinlerde; sakızlar reçinede; b-glukan yulaf vb besinlerde; musilajlar bitkilerde; dirençli nişasta kuru baklagillerde bulunur. Suda çözünmez diyet liflerinden; selüloz kepekte, hemiselülöz tahıllarda ve lignin ise buğdayda bulunur.

Genelde besinler sindirim enzimleri yardımı ile parçalanırlar. Ancak diyet lifi sindirim enzimlerinden etkilenmeyerek sadece barsak içerisinde bulunan yararlı bakteriler tarafından parçalanırlar. Bu olaya kolonda fermentasyon denir. Kolonda fermentasyona uğrama yüzdesine göre diyet lifinin barsak sağlığını daha iyi koruduğu bildirilmektedir. Toplam diyet lifinin yaklaşık yarısı barsakta fermentasyona uğramaktadır. Çözünür lif daha çok fermente olur. Örneğin; kuru baklagiller % 100 fermente olurken kepek ve buğday % 20-80 arasında fermente olmaktadır. Bu nedenle kuru baklagillerin düzenli tüketilmesi barsak sağlığı açısından oldukça olumludur.

Diyet lifinin enerji yoğunluğu düşük olduğundan ve su çekici özelliğinden dolayı mide içeriğinin viskozitesini arttırarak midenin boşalmasını geciktirir. Mide boşalmadığı için bireyin yeme isteği azalır. Bu durumda kilo vermek isteyen bireyler için çok olumludur. Kilo vermede amaç bireyin daha uzun süre tok kalmasını sağlamaktır. Bu nedenle diyet lifi yüksek beslenme ile bol su içimi bir arada olursa daha uzun süre tok kalınacağı kesindir.

Diyet lifinin hastalıklar üzerine olan etkisi de göz ardı edilmemelidir. Diyet lifinin kolon-rektum kanserini önlemede etkileri vardır. Bu etkisini kolon bakteri florasını değiştirerek toksik metabolitlerin üretimini önleyerek ve dışkı atımını hızlandırarak bu metabolitlerin barsak hücreleriyle temas sürelerini kısaltılmasıyla sağlamaktadır.

Diyet lifi kolesterol düşürücü etkisi ile kardiyovasküler hastalıklar için de önemli etkilere sahiptir. Çözünebilir posa; barsaklardan safra asitlerinin emilimini engelleyerek karaciğerde kolesterol sentezi için gerekli öncü öğelerin konsantrasyonunu azaltmaktadır.

Ayrıca diyet lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksleri düşüktür. Bu nedenle diyabet hastalığı olan bireylerin lifli besinleri düzenli olarak tüketmeleri kan şekerinin düzenlenmesi açısından oldukça yarar sağlamaktadır. Özellikle yulaflı besinler çözünür lif içeriğinden dolayı kan şekerinin denetiminde pozitif sonuçlar getirmektedir.

Diyet lifinin yetişkinler için günlük önerilen miktarı ortalama 25-30gr’dır. Bunu besinlerle karşılamak hiç de zor değildir.

Günlük diyet lifi gereksinmesini karşılamak için; 1 porsiyon yeşil yapraklı sebzeler, 1 porsiyon domates, havuç, 1 porsiyon narenciye meyveler, 1 porsiyon kuru baklagil yemekleri, 3 orta dilim ekmek (tam buğday unundan yapılmış) , 1 porsiyon bulgur veya kepekli pirinç veya tam taneli makarna tüketilebilir.

Diyet lifinin en iyi kaynakları; badem, taze ve kuru barbunya, yeşil mercimek, fırınlanmış kestane, yer fıstığı, buğday kepeği, tam buğday ekmeği, kurutulmuş domates, lahana, bamya, kabuklu fırınlanmış patates, taze soğan, asma yaprağı, taze bezelye, taze fasulye, kabuklu elma ve armut, kuru kayısı, kuru incir ve limondur.

Light / Diyet Ürünler Zayıflama Diyetlerinde Serbestçe Tüketilebilir mi?

Bir ürünün üzerindeki "light" veya "diyet" ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz...) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir. Aksi taktirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla kilo kazanımına yol açabilir.

Diyabetik ve Fonksiyonel Ürünler Pazarı ne kadar?

Gıda teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak her geçen gün tüketiciler yeni bir ürünle karşılaşmaktadır. Beslenme ile ilişkili sağlık sorunlarının ortaya çıkması ve şişmanlığın görülme sıklığının artmasıyla birlikte beslenmede light-diyet ürünler geliştirilmiş olup, her geçen gün yeni bir ürün tüketicilerin beğenisine sunulmaya devam edilmektedir.

Türkiyede ve dünyada diyabetik gıda pazarı fonksiyonel gıda pazarı ile birlikte değerlendirilmektedir.

Dünyada fonksiyonel ve diyet ürün pazarı 200 milyar doları aşmaktadır.Türkiyede bu rakam geçen yıl 420 milyon ytl olarak gerçekleşmiştir.Önümüzdeki yıllarda bu büyümenin hızla devam edeceği tahmin edilmektedir.

Dünyada da, Türkiye’de de en hızlı gelişen alan probiyotik sütlü ürünler pazarı olmuştur.ACNielsen’ın verilerine göre, 2005 sonu itibariyle dünyada probiyotik yoğurt pazarı, toplam yoğurt pazarı cirosunun yüzde 8,4’lük bölümünü oluşturmuştur. Gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha yüksektir. Fransa’da probiyotik yoğurt pazarı toplam yoğurt pazarının yüzde 14’ünü oluştururken, İspanya’da bu oran yüzde 17’ye ulaşımıştır. Dünya çapında probiyotik yoğurt pazarı yılda % 15 ile 20 arasında büyümektedir.

Amerika, Avrupa ve Japonya global fonksiyonel gıda pazarından eşit pay almaktadır. Yani dünyada fonksiyonel gıda pazarının yaklaşık 3’te 1’ini Amerika, 3’te 1’ini Avrupa ve 3’te 1’ini de Japonya elinde tutmaktadır.

Son 30 yıl içinde özellikle başta Amerika ve Avrupa'da olmak üzere şimdi de artık dünyanın nerdeyse bütün ülkelerinde diyetetik (light) veya diyabetik veya diyet-diyabetik ürünler market ve eczanelerde görmekteyiz.

Amerika ve Avrupa'da yağsız, az yağlı, şekersiz,şeker eklenmemiş, az kolesterollü, kolesterolsüz, diyabet hastaları için diyet ürünü, az tuzlu gibi diyet yapanlara uygun ürünler bolca üretiliyor. Bu ürünlere son yıllarda ülkemizde de her yerde rastlamaktayız.

Diyet ve Diyabetik Ürünler Türkiye Pazarı Ne Kadar?

- Pazar büyüklüğü (2007 yılı): 90,7 milyon YTL

- Pazar büyüme oranı (2006 yılı): % 20

- Satın alan hane oranı: % 46

Kaynak: IPSOS-KMG Fonksiyonel ve Diyet Ürünler Raporu 2007

Sağlık Bakanlığının konuyla ilgili çalışmaları ?

Sağlık Bakanlığınca hazırlanan Kronik Hastalıklar Raporuna göre(2006), Ülkemizde yaklaşık 22 milyon kişi kronik hastalıkların etkisi altında yaşıyor…

Kronik Hastalıklar İçin Risk Faktörleri; Sigara Ve Alkol Kullanımı, Sağlıksız Beslenme, Stres ve Hareketsiz Yaşam Tarzı…

Dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kronik hastalıklar, ülkemizde gerçekleşen ölümlerde önemli bir yer tutuyor. Türkiye‘de özellikle yoğun sigara tüketimiyle sağlıksız beslenmenin yol açtığı kronik hastalıklar, önemli bir sağlık sorunu olarak varlığını sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan 16 Şubat 2006 tarihli ‘Kronik Hastalıklar Raporu’na göre, Ülkemizde yaklaşık 22 milyon kişi kronik hastalıkların etkisi altında yaşıyor ve kronik hastaların sayısında artış gözleniyor. Raporda, kronik hastalıklar grubunda yer alan kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve KOAH’ın en önemli risk faktörlerinin; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, stres ve hareketsiz yaşam tarzı olduğu vurgulanıyor.

Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Kronik Hastalıklar Raporu’nda, şeker hastalığının yaşadığımız yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğu ve dünya nüfusunun yüzde 2.5’ini olumsuz etkilediği vurgulanarak, ”Ülkemizde, aileleriyle birlikte 12 milyon vatandaşımız diyabet hastalığından etkileniyor. Türkiye’de ’önemli bir halk sağlığı sorunu’ olarak varlığını sürdüren diyabet, bir çok hastalığa da zemin hazırlıyor. Tüm yaş gruplarında görülebilen ve yaşam boyu süren diyabet; aşırı su içme ve yemek yeme, sık acıkma, aşırı idrara çıkma, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor” denilmektedir

Sağlık Bakanlığı , 15 üniversite, Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Türkiye Diyabet Cemiyeti, Türk Diyabet ve Obezite Vakfı, Diyabet, Obezite ve Beslenme Derneği ile Diyabet Hemşireliği Derneği işbirliği ile düzenlenen “Türkiye Diyabet Kontrol Projesi” Haziran 2008 de hayata geçirilmiştir.

Bu proje ülkemizde bulunan 5 milyon diyabetli hastanın hayat kalitesini yükseltmek, diyabete bağlı organ hasarlarını azaltmak ve yüksek diyabet riski taşımasına rağmen henüz farkında olmayan toplumu diyabetle mücadele konusunda bilinçlendirmek amacıyla oluşturulan, bugüne kadar ülkemizde yapılmış olan en büyük diyabet farkındalık projesidir.

Proje kapsamında 18 il merkezinde diyabet tedavisinde görev alan sağlık personeli eğitilecek, halkı bilinçlendirme toplantıları yapılacaktır. Toplantılarda diyabette beslenme, insulin ve oral ilaçların kullanımı,diyabetin yaratacağı organ hasarları hakkında bilgi verilecek ve ücretsiz kan şekeri ölçümleri yapılacaktır.